http://www.sefertasihareketi.org/?bolum=302&yazi=239
Bizim hanıma da margarin karıştırılmış tereyağı satmışlar
Bülent Yardımcı
Piyasada inanılmaz boyutta suiistimal var. Bunları öğrendikçe
Business okurlarını uyarıyorum. Hiç kimseyi... ışini doğru yapan,
kaliteye, markasına, ismine önem veren hiç kimseyi töhmet altında
bırakmak istemem. Zaten bilgilerimin kaynağı da piyasanın 'düzgün'
üreticileri. Onlar da çok dertli.
Bildiğiniz gibi eti yazdım, peyniri, zeytini, ekmeği yazdım... Son
zamanlarda dikkatimi çeken konu ise tereyağı. Hilebazlar,
margarini 'krema'ya çevirip tereyağına katıyorlar. Bu konuda ızmir
başı çekiyor. ızmir'de Tariş margarininden yapılan krema, tereyağı
yapılmak üzere tüm yurda dağıtılıyor.
Hanımın arkadaşı da anlamamış
Benim karım bir kamu kuruluşunda memur. Akşam eve geldi, baktım
oldukça keyifli. "Baak!" dedi, "Ucuz tereyağı aldım." ışin hikmetini
sorunca anladım. Karadeniz'e tatile giden bir arkadaşı, dönüşte epey
bir miktar Trabzon tereyağı getirmiş. Satarak yol masraflarını
çıkarmaya çalışıyormuş. Bizimki de uyanık ya, balıklama atlamış iki
kilo almış.
Trabzon yağının rengi farklıdır, kokusu mis gibidir, lezzeti
bambaşkadır. Bence, dünyanın en güzel tereyağıdır. Bizimkinin
getirdiği yağın tadına baktım. Rengi iyi idi ama tadı tereyağı gibi
değildi. Huylandım, tavada biraz yağ eritip çay bardağına dökerek
baktım, bir şey anlayamadım. Hanıma da 'Bu yağ tereyağı tadında
değil. Bir daha ambalajsız, markasız tereyağı alma' dedim. Mine
Hanım, aldığına pişman olduğu, kahvaltı sofrasına getiremediği halis
(!) Trabzon tereyağını, bana çaktırmadan pilav ve makarna yaparak
tüketti.
Beni uyarmışlardı
Gönen'de faaliyet gösteren Teksüt firmasının sahibi Cevdet Arınık
arayarak dikkatimi çekti. "Bülent abi, tereyağlarında çok margarin
var. ılgilensene" deyince birden kafama dank etti. Rami ve Mega
Center gıda sitelerinde ufak bir araştırma yapınca durum aydınlandı.
Boyalı zeytinlerin, tavuk derili, hindi gerili ve soyalı sucukların,
aflatoksinli kırmızı biberlerin yanı sıra margarinli tereyağlar da
piyasayı istila etmişti.
Hilebaz teknoloji geliştirdi
Biraz soruşturunca toptancı piyasadaki bazı dostlar, margarin
karıştırılmış tereyağının püf noktasını anlattılar. Eskiden, ayrı
ayrı eritilen margarin ile tereyağı büyük bir kazanda karıştırılır,
donduktan sonra pazarda satılırmış. Ancak günümüzde teknoloji
geliştiği için bu kaba yöntem terkedilmiş. Kahvaltılık margarin,
önce bu iş için özel olarak imal edilmiş bir makinadan geçirilerek
kremaya dönüştürülüyormuş.
Bu makinadan çıkan margarin kreması, krema makinasından geçirilen
sütten elde edilen süt kremasına benziyormuş. Önce kremaya
dönüştürülen kahvaltılık margarin, daha sonra tereyağına katılıp
karıştırılınca, 'benim' diyen en usta tadımcı bile yapılan hileyi
anlamıyormuş. Yapılan hile, ancak iyi donanımlı laboratuarlarda
anlaşılırmış. En çok ızmir çevresinde imal edilerek tüm Anadolu'ya
satılan margarin kreması yapımında da Tariş'in Tama margarini tercih
ediliyormuş.
Patates bile karıştırıyorlarmış
Cevdet Arınık'ın verdiği bilgiye göre yüzde 70 randımanlı kremanın
kilosu 3 milyon lira. Bu kremadan elde edilen halis tereyağın çıplak
maliyeti ise 4 milyon 200 bin lira. Bu maliyetin üzerine işçilik,
ambalaj, fire, SSK, KDV, nakliye, imalatçı ve perakendeci kârını
koyduktan sonra, bir kilo halis tereyağın tüketiciye, 7 - 9 milyon
lira arasında fiyatla satılması gerekiyor. Margarinden elde edilerek
kilosu 4 - 5 milyon liraya satılan hileli tereyağı olayı öyle
büyümüş ki, Sivas, Konya, Erzurum, Malatya, Erzincan gibi Anadolu
illerinde adeta markalı tereyağı satılmaz olmuş.
Kayıtdışı, yasadışı çalışan imalatçılar, Anadolu'nun pek çok
yöresinde, yasal kurallara uyarak sağlıklı imalat yapan, devlete
vergi veren ciddi firmaları adeta piyasadan kovmuş. Kısa adı Setbir
olan Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri Birliği Başkanı Olgun Ergüz
ise tereyağına magarinin yanı sıra patatesin de karıştırıldığını
hatırlatarak şöyle diyor:
"Tereyağı birçok yönden hileye açık bir gıdadır. Pastörize edilmemiş
kremadan yapıldığında malta humması gibi hastalıklara neden
olabilir. Son zamanlarda bu tür suiistimaller arttığı için tüketici
çaresizlik içine düştü. Tüketici bir tencere yemek pişirmek için
laboratuvar kuramayacağına göre bu soruna çare bulunmalıdır.
Tüketici ilk önlem olarak ambalajlı ve markalı gıdaları tercih
etmelidir."
4-5 milyona satıyorlar
Konuyu araştırırken İstanbul Mısır Çarşısı'nın yan sokağına bir göz
attım. İstanbul'un yoksul halkının ucuz gıda almak için uzak
yerlerden gelerek alışveriş yaptığı bu sokakta, kilosu 4 - 5 milyon
liraya tereyağı satıldığını görerek üzüldüm. Biçare insanlar,
çocuklarına bir dilim tereyağlı ekmek yedirebilmek için bu uyduruk
yağları alıyorlardı. Büyüklü küçüklü marketlerimiz ise tam bir
vurdumduymazlık içindeler. Müşteri kapmak için 'Ucuz' mal satmaktan
başka bir yöntem akıl edemeyen marketçilerimiz, sattıkları hiçbir
gıda maddesinin sağlıklı olup olmadığıyla ilgilenmiyorlar. 10 kuruş
daha ucuza aldıkları her türlü gıda maddesini raflarına koymaktan
çekinmiyorlar. Satmak için rafa koydukları gıda maddesinin, üretim
izni olup olmadığına bile bakmıyorlar. Hileli mal imal edenlerin
yanı sıra bunları satan perakendecileri de cezalandıran yasalar
uygulanmadığı için sorun giderek büyüyor. Tüketici, hem parasını hem
de sağlığını kaybediyor.
Tariş'in Tama margarinini tercih ediyorlar
Türkiye'nin en büyük kooperatiflerinden biri olan ızmirli Tariş, çok
büyük olmayan kapasitesi ile Tama marka kahvaltılık margarin ile
Tarin markalı mutfak tereyağı yapar. Tariş özellikle Doğu Anadolu'da
çok tutulur. Kapasite düşük olduğu için kahvaltılık Tama margarin
ise her yerde bulunmaz. Her ikisi de ağzının tadını bilenlerin
tercih ettiği margarinlerdir. Özellikle ızmir ve çevresinde imal
edilen tüm Anadolu'ya satılan margarin kremasında en çok Tama
margarini kullanılıyormuş.
İstanbul'da, bir akşam yemeğinde, Tariş Genel Müdürü Ayhan Özer'e
sordum. "Hilebazlar tereyağına karıştırmak için en çok Tama'yı
tercih ediyorlarmış. Ne diyorsunuz" dedim. Pamuk konusunda, bir grup
ekonomi muhabirine önemli açıklamalar yaparken, benim bu sorumla
karşılaşan Genel Müdür haklı olarak şaşırdı ve "Tama ve Tarin
satışımız çok iyi. Ama tereyağ olayından hiç haberim yok. şimdi
sizden duyuyorum" dedi.
Ucuz etin yahnisi olmaz
Bahçıvan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ise üretim izni
olmayan gıdaların satışının önlenmesini istiyor. Margarinli tereyağı
olayından rahatsız olan Bahçıvan, atalarımızın ünlü 'Ucuz etin
yahnisi yavan olur' sözünü hatırlatarak şöyle diyor:
"Maalesef bazı hilebazlar çeşitli hilelerle imal ettikleri gıdaları
olmayacak fiyatlara satıyorlar. Dana kıymanın 10 - 12 milyon liraya
satıldığı bir ülkede 7 - 8 milyon liraya sucuk olmaz. Eğer 7 milyon
liraya sucuk satılıyorsa 'Aaa ucuz sucuk buldum' diye onu satın
almamalıyız. Fiyatı çok ucuz olan her malda bir bityeniği olduğunu
düşünmeliyiz.
Örneğin, 10 - 12 kilo sütten bir kilo kaşar yapılır. Sütün kilosu
450 bin lira. 10 kilo süt 4.5 milyon lira yapar. Bunun daha mayası,
tuzu, işçiliği, ambalajı, nakliyesi, vergisi, SSK primi, mandıra
kârı, perakendeci kârı var. Ama maalesef, bazı uyduruk
peynirler 'taze kaşar' denerek, 4 - 5 milyon liraya satılıyor.
Özellikle gıdadaki büyük fiyat farklarına itibar etmemeli. Tüketici,
her yerde 8 - 10 milyon lira olan taze kaşar peynirini 'ucuza
buldum' diyerek 5 milyon liraya satın almamalı, aradaki fiyat
uçurumunu sorgulamalı. Rekabet nedeniyle düşük kârla çalışan üretici
firmalar fahiş fiyatla mal satamazlar. Unutmayın, hileli gıdalar
sinsi bir şekilde sağlığımızı bozar."
Milliyet Business, 3 şubat 2004